ana sayfa

YENİ DEVLET İHALE YASASI ve BAĞIMSIZ TÜRK MÜŞAVİR MÜHENDİSLİK SEKTÖRÜ

Ekim ayında TBMM’inde görüşülmeye başlayacak olan Devlet İhale Kanunu hakkında Birliğinizin görüşü nedir ve Bağımsız Teknik Müşavirlik kavramının bu yasa içindeki yeri ve etkileşimi hakkında bilgi verir misiniz?



Yeni Devlet İhale Kanunu tasarısı 2886 sayılı eskisine oranla bazı değişiklikler içeriyor. Ancak, ülkenin mevcut sorunlarına çözüm getirmiyor ve uluslar arası uygulamalarla uyumlu olmadığı için de toplumun gereksinim ve beklentilerinin gerisinde kalıyor. Bildiğiniz gibi bu tür yasaların günü birlik değiştirilmesi de, toplumsal uzlaşma olmadan uygulama yapılması da mümkün değil. Ancak yasayı hazırlayanlar ilgili kuruluşlardan ya görüş almıyor, ya da usulen alıyor ve aylarca yaptıkları çalışmaları dikkate almıyor.

Yasa taslağının kullandığı ifadeler, yasa koyucunun sektöre bakış açısını, uluslar arası uygulamalardan uzaklığını, ülkemizi bugüne kadar kemiren yanlış sistemler ve yaklaşımlardan kopamadığını gösteriyor.

Gerek Yapı Denetimi ve gerekse Devlet İhale Kanunu metinleri bugün çağdaş Türkiye’nin hakettiği yasalar olmaktan uzak. Yasa hazırlamak ve topluma dayatmak bu denli kolay olmamalı. ‘Ben yaptım oldu’ veya ‘Ben devletim, bilirim’ yaklaşımı artık terkedilmeli. Ülke iki ileri bir geri düzenlemelerden kurtulmalı ve yapılan bir seferde ve en iyisi olarak yapılmalı. Öncelikle toplumun sorunlarına doğru teşhis konulmalı, yasalar çağdaş Türkiye vizyonunu sindirmiş uzmanlarca kaleme alınmalı, uluslar arası başarılı uygulamalara göre kıyaslanmalı, ilgili sivil ve mesleki toplum kuruluşlarının görüşleri ciddiye alınmalı.

Her iki yasanın da uygulaması Bağımsız Türk Müşavir Mühendis ve Mimarlarının ilgi, deneyim ve yetkinlik alanı içinde. Ancak, 4 yıldan bu yana Birliğimizin yaptığı çalışmaları, ilgili Bakanlıklara verdiği brifing ve seminerleri, hatta yasa taslağı önerilerini yok varsayarak bu yasaların çıkarılmasını ülke adına büyük bir talihsizlik olarak kabul ediyoruz.

Öte yandan, Hükümetin mevcut yasaları güncelleme ve yenileme girişimlerini, arzusunu ve azmini takdir etmekle birlikte yasa yapmada izlenen yöntemleri, yasaların temelde vizyon sahibi olmamasını ve çağdaş uygulamalardan uzak olmasını eleştiriyoruz.

Birliğimiz Yeni Devlet İhale Kanunu Tasarısını da oluşturduğu Özel Çalışma Grubunda ayrıntılı bir şekilde irdeledi ve görüşlerini Haziran ayında Maliye ve Bayındırlık Bakanlıklarına yazılı olarak iletti. Bu yasada öngörüldüğü şekliyle Teknik Müşavirlik Hizmetlerinin, Müteahhit/Yüklenici sıfatıyla yürütülmesi mümkün olmadığı, Sözleşme (Contract) ile Anlaşma(Agreement)’in kelime anlamlarında gizli, uluslararası uygulamalar doğrultusunda bu hizmetlerin ayrı bir yasa ile düzenlenmesinin gerektiği ifade edildi.

Tasarı Teknik Müşaviri hala Müteahhit/Yüklenici mantığı içinde ele alıyor ve bu bakış açısı nedeniyle yanlışlıklara mani olamıyor. Kanun Tasarısında Teknik Müşavirlik kavramının yeralması ve ‘’bunlarla ilgili çalışma esas ve usullerinin Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenecektir’’ ibaresinin bulunması, Kanun Tasarısında Teknik Müşavirlik Kuruluşlarının Müteahhit/Yüklenici olarak kabul edilmesi ve muamele görmesi özelliğini değiştirmiyor.



Bu Kanun kapsamında İşveren adına hizmet gören, tüm sermayesi beyin gücü olan Bağımsız Teknik Müşavirler, yine Sözleşme (Anlaşma değil!) tarafı olarak (bu kez % 10’a çıkarılan) Banka Teminatlarıyla yükümlü oluyor, Mesleki Sorumluluk yerine, hizmet bedellerinin en az 20-30 katı bedel alan Müteahhit/Yüklenicilerle eşit müteselsil Mali Sorumluluk altına giriyor. Bu durum ise Teknik Müşaviri en temel değerlerinden biri bağımsızlık ilkesinin zedelenmesine neden olacak şekilde davranmaya zorluyor.

Gelişmiş dünya ülkelerinin Kalite Temelli Teknik Müşavir Seçimi metodolojine geçtiği bir dönemde ise, Teknik Müşavir Seçiminin bu Kanun kapsamında ele alınmasının uygun olmadığını ve Teknik Müşavirlik Yasasının çıkmasına paralel olarak ayrı bir İhale Kanununun çıkmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz.

Kanunun bu haliyle ülkeler için çok önemli stratejik bir kaynak olan Bağımsız Teknik Müşavirlik kavramını geliştirmek ve teşvik etmek bir yana, ölçeklerini büyüterek ülke yararına hizmet vermelerini engelleyeceğine inanıyoruz. Bağımsız Teknik Müşavirlik Sisteminin Türkiye’de geliştirilmesi ve teşvik edilmesinden sadece ülkenin kazançlı çıkacağı gerçeği politikacılar ve kamu yönetimi tarafından bir türlü anlaşılamamasını Türkiye için bir kayıp olarak görüyoruz.

Ülkemiz ekonomisi içinde en önemli yeri tutan inşaat sektörünün ve ülke kaynaklarının verimli kullanımının, ihalelerdeki yolsuzluk, rüşvet gibi toplumsal kirlilikten kurtulmanın, ülke sanayiine sürdürülebilir ihracat kanallarının açılmasının, sağlıklı bir özelleştirme programının, uluslar arası finans kurumları kanalıyla yabancı sermayenin ülkeye kazandırılmasının, dış dünya ve çağdaş toplumlarla bütünleşmiş bir toplum olmanın ve en önemlisi yaşam kalitemizin yükseltilmesinin en büyük güvencesi Bağımsız Teknik Müşavirlik Sisteminin öncelikle politikacılar, yasa koyucular ve yatırımcı kamu kuruluşlarının yöneticileri tarafından iyi anlaşılması gerekiyor.

Bağımsız Teknik Müşavirlik sektörü, kamunun bu konuda bilgi ve bilinç eksikliği nedeniyle ülkemizde çok zor gelişiyor. Bildiğiniz gibi, Bağımsız Müşavir Mühendislik ülkeler arasında önemli bir gelişmişlik göstergesi. Aslında gelişmişlik göstergesi müşavir mühendislik firma sayısı kadar firma ölçekleriyle de doğrudan ilişkili. Ülkemizin diğer gelişmişlik göstergelerine oranla sektörün daha düşük düzeyde kalmasının cezasını ülkemiz ve toplum çekiyor. Bu konuda politikacılarımızın ve kamu yöneticilerinin ihmali olduğunu düşünüyoruz.

TürkMMMB bu konuda bir eylem planı hazırladı. Ekim ayında Ankara’da kamu yöneticileri ve bürokrasiye yönelik tanıtım toplantıları düzenliyoruz. Devlet İhale Yasasının Meclis’te görüşülmesi aşamasında da Meclis Komisyon Üyeleri ve milletvekillerine bu konuların ülke geleceği için ne denli önemli olduğunu anlatacağız.

TürkMMB’nin Devlet İhale Yasa Taslağı İle İlgili Oluşturduğu Çalışma Grubu Rapor Özeti



Aşağıdaki hususlar Birliğimizin yaptığı çalışma sonucu ilgili Bakanlıklara gönderdiği rapordan alınmıştır.



1. Hizmet tanımlamalarında terminoloji birliği (danışmanlık#müşavirlik, sözleşme#anlaşma) olmadığı gibi, (plan, proje, taahhüt) vb. gibi hatalı tanımlar yer almaktadır. Çağdaş gereksinimleri karşılayan (proje yönetimi, inşaat yönetimi, tasarım, kalite gözetimi/denetimi..) vb. gibi kavramlar yoktur.

2. Şartname hazırlıklarının tümüyle İhaleyi hazırlayan kurum tarafından yapılması öngörülmektedir. Bu hazırlıklar için bünye dışından ancak Yeni Devlet İhale Yasasına uygun olarak hizmet alınabileceği ifade edilmektedir. Bunun İdare ilgililerini bürokrasiden kurtulma amacıyla ihale hazırlıklarını bünyede yapmaya teşvik edeceği ve gerekli uzmanlık ve deneyimi elde etmeden ihaleler yapılmasına yolaçacağından endişe edilmektedir.

3. Geçici ve Kesin Teminat oranlarının artırılması, ülkemizde uygulanan bankacılık sistemi uyarınca (Bankalar Yüklenicilerin geçmiş mesleki performansını ölçerek değişken teminat mektubu masrafı uygulamadıkları için) sadece bankaların gelirlerini artırmaya yönelik olarak inşaat maliyetlerini yükseltecektir. Teminat oranlarını artırmak yerine Mesleki Sorumluluk Sigortası kavramının getirilmesinin daha uygun olacağına inanıyoruz.

4. Kanunla TSK’ya bağlı Vakıflar ve ilgili şirketlerine ayrıcalık getirilmektedir. Gerekiyorsa bu kuruluşlar kanun kapsamından çıkarılmalı ancak ayrıcalık ifade edilmemelidir. Genelde tüm vakıfların ticari amaçlarını dolaylı da olsa teşvik edici ifadeler yasalarda yeralmamalıdır.

5. Kanun Tasarısı Vakıf, Döner Sermaye gibi kuruluşların ihalelerde diğer ticari kuruluşlar nezdinde etkinliğini kurumsal bir temele oturtmaktadır. Türkiye’de rekabet ortamı dışına çıkarak ticaret yapmanın yolunun Vakıf, Döner Sermaye vb. kurma olmamasının sağlanmasının özelleştirmeyi öncelikli hedef seçen devletimizin önemli bir sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz.

6. Tasarıda 26. Maddeye sadece Teknik Müşavirlik İhalelerine mahsus olmak üzere Çift Zarf Usulünün eklenmesi ve doğru ve sağlıklı uygulanması için ek açıklamalar gerekmektedir. Örneğin, bu usulün daima belli istekliler arasında yapılacağı, Teknik Puanların Mali Teklif Zarfı açılmadan önce açıklanacağı, Teknik Puanın hesaplanma yöntemi, Mali Puanın Teknik Puana oranı vb. gibi hususların ihale öncesi belirlenerek formüle edilmesi gerekmektedir.

7. Teknik Müşavirliğin doğası gereği fikirden işletmeye giden önemli ve büyük kaynakları yöneten bir süreç olmasına karşın Yeni Kanun Tasarısında Teknik Müşavirlikle ilgili araştırma, etüd, harita, plan, proje, kontrolluk, yapı denetimi, danışmanlık vb gibi her türlü hizmetin yemek, temizlik, yazılım vb. gibi hizmetlerle ayni tanım içinde yeralması doğru değildir. Keza, bu paralelde, Madde 35 b) ve c) fıkralarındaki proje, etüd vb. gibi Teknik Müşavirlik kavramına giren işler de o bölümden çıkarılmalıdır.

8. ‘’Uygulama Projesi olmadan ihaleye çıkılmaması’’ ifadesi prensipte doğru bir yaklaşım gibi görünmesine karşın, ‘’Ayrıntılı Teknik ve Ekonomik Yapılabilirlik Etüdü ve Stratejik Planlama Çalışmaları’’ eşliğinde ‘’Kesin Proje’’ ile son derece sağlıklı ihalelerin elde edilebileceği ve bu sayede ihtiyaçların ve teknolojilerin hızla değiştiği çağımızda önceden gereksiz uygulama projeleri ile ülke olarak zaman ve para kaybına neden olmadan projelerin yürütülebileceği unutulmamalıdır.

9. İdarelerin yapı denetim görevlilerinin (Mesleki Sorumluluk Sigortası olmayan bireysel görevlilerin) yüklenicilerle birlikte müteselsilen sorumluluğu yine geçmişte olduğu gibi bir anlam ifade etmeyecek ve İdare görevlilerinin hata yapmamak için iş yapmama veya risklerini/hatalarını yüklenicilere yükleme eğilimlerini güçlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyacaktır.

10. Madde 60’da Teknik Müşavirlik kuruluşlarının İdare’nin denetiminde kontrolluk hizmeti yürütmeleri halinde Yüklenici ile ayni şekilde müteselsil sorumlu olmaları doğru değildir. Mesleki Sorumluluk Sigortası kavramının getirilmesi ve mali sorumluluğun alınan hizmet bedeli ile orantılı olması gerekmektedir.

11. Kanun Tasarısı bütünüyle mali rekabeti ön plana çıkarmaktadır. En az bunun kadar önemli kalite ve süre rekabetine de yer verilmesi gerekmektedir. İşin süresinde yapılmasını ödüllendirmek ve aksi durumda cezalandırmak uygun olacaktır.

12. Belediyelerin genelde Devlet İhale Kanunu dışına çıkmak için şirket kurmalarını önlemek üzere ‘’Sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları kuruluş, müessese vb.’’ ifadesinin daha ayrıntılı açıklanması gerekmektedir.

13. Teknik özellik gerektiren ve Madde 37/i bendine göre ihale edilen işlerde pazarlık usulünden Teknik Müşavirlikle ilgili işler çıkarılmalı, bu mümkün olamıyacaksa pazarlığın en iyi teknik teklif veren birkaç firma arasında yapılabileceği belirtilmelidir.

14. Madde 46’daki devir konusu ile ilgili olarak; son yıllarda uluslararası iş dünyasında sık görülen satınalma, birleşme, isim ve statü değişikliğinin sonucu olan devir işlemi nedeniyle firmaların ödeyecekleri damga vergisinin uluslararası ihalelerle firmalar ve İdareleri zor duruma düşürebileceği dikkate alınmalıdır.

15. Madde 51’de yarışma ile yaptırılacak işlerde uygulama projeleri ve mesleki kontrolluk hizmetlerinin pazarlıkla ihale edilmesi yerine bu hususların yarışma yönetmeliğinde belirlenmesi daha uygun olacaktır.